Türkçe -dik isim-fiil cümlesi: '-diği' yan cümlesi
Türkçenin -dik ekiyle gerçekleşmiş bütün bir yargıyı nasıl bir ada dönüştürerek onu bilme, söyleme ya da düşünme bildiren bir fiilin nesnesi yaptığı — gömülü özneyi adlandıran iyelik, ana fiilin yönettiği durum, dört yönlü ünlü uyumu, d/t sertleşmesi ve -n- yardımcı sesi.
Ekle ·
-dik isim-fiil cümlesi, gerçekleşmiş bir tümceyi bütün olarak bir ada dönüştürür; bu ad da bilme, söyleme ya da düşünme bildiren bir ana fiilin nesnesi olur.
Bu cümle ne yapar
Türkçede bütün bir yargıyı bir cümleye nesne olarak katmak için ayrı bir bağlaç sözcüğü yoktur; bunun yerine yargının fiili -dik ekiyle bir ada dönüştürülür. geldiğini 'onun geldiği' demektir ve tam da sıradan bir nesnenin duracağı yerde durur: geldiğini biliyorum.
Yükü iki ek taşır. -dik biçiminin üzerindeki bir iyelik eki, iç tümcenin öznesini adlandırır; ana fiilin seçtiği bir durum eki de bütün cümleyi o fiilin nesnesi olarak işaretler. geldiğini biçiminde iyelik 'onun' der, durum eki de cümleyi kapatır; böylece tek sözcük hem özneyi hem de dil bilgisel görevini birlikte taşır.
Dört ünlü biçimi
Ek dört ünlü biçiminde gelir ve aralarından dört yönlü ünlü uyumu seçer: ekin içindeki ünlü, kökün son ünlüsüne her iki boyutta da uyar — ön ya da art, düz ya da yuvarlak. Son ünlüsü a ya da ı olan bir kök -dık alır; e ya da i olan -dik alır; o ya da u olan -duk alır; ö ya da ü olan -dük alır.
| Kökün son ünlüsü | Tonlu sesten sonra | Tonsuz ünsüzden sonra |
|---|---|---|
| a · ı | -dık | -tık |
| e · i | -dik | -tik |
| o · u | -duk | -tuk |
| ö · ü | -dük | -tük |
Sağdaki iki sütun bu dört biçimi iki kez gösterir: bir kez tonlu bir sesten sonra, bir kez de baştaki d'yi t'ye çeviren tonsuz bir ünsüzden sonra. Sonraki bölümler bu ayrımı ve iyelik eklendiğinde ortaya çıkan ikinci bir değişimi ele alır.
Sınırdaki ünsüz değişmeleri
Ek, bir ünlüden ya da tonlu bir ünsüzden sonra d ile başlar; tonsuz ünsüzlerden p ç t k f h s ş birinin ardından ise t'ye sertleşir. gittiğini cümlesi tonsuz bir sesle biten bir kökün üzerine oturur, bu yüzden eki t ile başlar; geldiğini ise tonlu bir kökün üzerinde durur ve d'yi korur.
Yalın ek k ile biter — tabloda sıralanan biçimler. Ünlüyle başlayan bir iyelik ekle, o k artık iki ünlünün arasında kalır ve orada ğ'ye yumuşar. Yani biçim -dik'tir, ama yazılan sözcük ğ taşıyan geldiğini'dir: iyelik ünlüsü yumuşamayı çekmiştir. Gerçekte yazdığın biçimlerin, tablonun k gösterdiği yerde ğ göstermesinin nedeni budur.
Özne ve kapatan durum eki
-dik biçiminin üzerindeki iyelik, yargının kime ait olduğunu söyler. Üçüncü kişi eki 'o'yu gösterir: geldiğini 'onun geldiği' demektir. Birinci kişi eki 'ben'i gösterir: kaldığımı 'benim kaldığım' demektir. İkinci kişi eki 'sen'i gösterir: dediğini 'senin dediğin' demektir. Özne açıkça yazıldığında ilgi durumunda durur — benim, senin, onun — ve iyelikle uyuşur; yine de ek kişiyi zaten belirlediği için adıl çoğu zaman düşer.
O iyelikli biçimin üzerine bir durum eki gelir ve hangisi olacağına ana fiil karar verir. Bir olgu cümlesini alan fiillerin çoğu onu doğrudan nesne olarak alır, bu yüzden cümle belirtme durumuyla kapanır: geldiğini biliyorum. Bütün cümlenin ana fiilin bir ögesi olduğunu duyuran şey, işte bu durum ekidir.
İki ek de yük taşır. İyeliği düşür, elinde geldi biliyorum kalır — birbirine bağlanmamış iki bitmiş cümle. İyeliği koru ama durumu düşür, geldiği biliyorum cümleyi askıda bırakır, hiç kimsenin nesnesi olarak işaretlenmemiş. 'Onun geldiğini biliyorum' okuması ikisini birden ister ve ikisi bir arada geldiğini biliyorum biçimini verir.
Çözümlenmiş beş cümle
İşte her biri bir ana fiil bekleyen beş isim-fiil cümlesi. Her birini adlaşmış bir yargı olarak oku — bir 'onun ...'ı ya da bir 'ne ...'i — bilmek ya da söylemek gibi bir fiilin önüne yerleşmeye hazır.
| Türkçe | Ekler | Anlam |
|---|---|---|
| geldiğini | gel + diğ + i + ni | onun geldiği |
| dediğini | de + diğ + in + i | senin dediğin |
| olduğunu | ol + duğ + u + nu | onun olduğu / bir şeyin olduğu |
| kaldığımı | kal + dığ + ım + ı | benim kaldığım / benim geç kaldığım |
| gittiğini | git + tiğ + i + ni | onun gittiği / onun nereye gittiği |
Bir ekin iki işi
Aynı -dik eki iki ayrı yapı kurar. Burada bir ad yapar: geldiğini bir durum eki alır ve bir fiilin nesnesi olarak durur — geldiğini biliyorum. Sıfat-fiil yapısında ise bir niteleyici yapar: gördüğüm film, yani benim gördüğüm film; burada -dik biçimi bir adın önünde durur, durum eki taşımaz ve o adı niteler.
Ayırt edici işaret durum ekidir. Bir isim-fiil cümlesi bir durum ekiyle kapanır ve 'neyi biliyor?' ya da 'neyi söyledi?' sorusuna yanıt verir. Bir sıfat-fiil ise durum eki taşımaz ve nitelediği adın önünden gider, gördüğüm film'de olduğu gibi. O sıfat-fiilden farklı olarak, isim-fiil cümlesi başka bir adın betimlemesi değil, ana fiilin başlı başına bir ögesidir.
Gerçekleşmiş olgular ile daha olacaklar
-dik gerçekleşmiş bir şeyi bildirir — bilinen, algılanan, olmuş bitmiş. geldiğini biliyorum bir olguyu dile getirir: o geldi ve ben bunu biliyorum. Henüz gerçekleşmemiş — beklenen, daha olacak — bir yargı için Türkçe adlaştırıcıyı -acak ile değiştirir. geleceğini 'onun geleceği' demektir, gerçekleşmiş geldiğini biçiminin ileriye dönük karşılığıdır.
İkisi de aynı çerçeveye oturur: özne için bir iyelik, görev için bir durum. Yalnızca adlaştırıcıda ayrılırlar — gerçekleşmiş için -dik, ileriye dönük için -acak. Aralarından seçim yapmak, iç tümcenin çoktan bir olgu mu yoksa daha olacak mı olduğunu seçmektir.
Olgu cümlesi alan fiiller
Belirli bir ana fiil kümesi, bütün bir isim-fiil cümlesini nesnesi olarak alır — bilme, düşünme, söyleme ve algılama bildiren fiiller. bilmek, düşünmek, söylemek ve anlamak fiillerinin her biri bir -dik cümlesi yönetir: haklı olduğunu düşünüyorum 'onun haklı olduğunu düşünüyorum' demektir; Türkçe bildiğini söyledi ise 'onun Türkçe bildiğini söyledi' demektir.
| Türkçe | Ekler | Anlam |
|---|---|---|
| olduğunu | ol + duğ + u + nu | onun (haklı, yorgun, evde ...) olduğu |
| bildiğini | bil + diğ + i + ni | onun bildiği |
Durum eki ana fiilden gelir
Cümleyi hangi durumun kapatacağı, tıpkı sıradan bir ad nesnesinde olacağı gibi, ana fiilin işidir. Olgu fiillerinin çoğu belirtme durumunu alır, bu yüzden cümle onunla biter: geç kaldığımı fark ettim. Yönelme durumunu yöneten bir fiil ise cümleyi yönelmeye çeker: sevinmek fiili geldiğine sevindim biçimini verir; burada geldiğine yönelme durumundadır, kaldığımı ise belirtme durumunda durur.
| Türkçe | Ekler | Anlam |
|---|---|---|
| geldiğine | gel + diğ + i + ne | onun geldiği — yönelme durumunda kapanmış |
| kaldığımı | kal + dığ + ım + ı | benim kaldığım / benim geç kaldığım — belirtme durumunda kapanmış |
Gömülü bir soruyu aktarmak
Aynı cümle dolaylı bir soruyu da taşır — 'ne', 'nereye', 'kim'. Soru sözcüğü cümlenin içinde kalır ve fiil yine -dik ile adlaşır: ne dediğini anlamadım ve nereye gittiğini bilmiyorum. kim olduğunu bilmiyorum ise 'onun kim olduğunu bilmiyorum' demektir.
| Türkçe | Ekler | Anlam |
|---|---|---|
| dediğini | de + diğ + in + i | senin dediğin |
| gittiğini | git + tiğ + i + ni | onun nereye gittiği / onun gittiği |
Durum ekinden önce gizli bir ünsüz
Hiçbir ekin koymadığı bir ünsüz ortaya çıkar. Üçüncü kişi iyeliğinden — yalın bir ünlüden — sonra, iki ünlü hiç karşılaşmasın diye durum ekinin önüne bir yardımcı -n- kayar. geldiğini üzerindeki belirtme durumunun n'li bir hece olarak çıkmasının, geldiğine üzerindeki yönelme durumunun da öyle olmasının nedeni budur: -n- iyelik ünlüsünü durum ekine yapıştırır.
Bu yardımcı ses yalnızca üçüncü kişi iyeliğine özgüdür. Zaten bir ünsüzle biten birinci ya da ikinci kişi iyeliğinden sonra durum eki, araya hiçbir ses girmeden doğrudan eklenir: kaldığımı ve dediğini biçimlerindeki belirtme durumu, ortada hiç -n- olmadan iyeliğin hemen ardından gelir.
Sık sorulan sorular
- Türkçede -dik isim-fiil cümlesi nedir?
- Türkçenin, gerçekleşmiş bütün bir yargıyı bilme, söyleme ya da düşünme bildiren bir fiilin nesnesi olarak gömme biçimidir. Yargının fiili -dik ekini, ardından öznesini adlandıran bir iyelik ekini alır; bir durum eki de cümleyi ana fiilin nesnesi olarak işaretler: geldiğini 'onun geldiği' demektir, geldiğini biliyorum ise 'onun geldiğini biliyorum' demektir.
- -dik isim-fiil cümlesi, -dik sıfat-fiilinden nasıl ayrılır?
- Aynı ek, iki yapı. İsim-fiil cümlesi bir addır: bir durum eki alır ve bir fiilin nesnesi olarak durur — geldiğini biliyorum. Sıfat-fiil ise bir niteleyicidir: durum eki taşımaz ve betimlediği adın önünde durur — gördüğüm film, yani benim gördüğüm film. -dik biçimi bir durum ekiyle kapanıyorsa isim-fiil cümlesidir; durumsuz olarak bir adın önünden gidiyorsa sıfat-fiildir.
- Bir isim-fiil cümlesinde ne zaman -dik, ne zaman -acak kullanırım?
- -dik gerçekleşmiş bir şeyi bildirir — bilinen, söylenen ya da algılanan bir olguyu; -acak ise daha olacak bir şeyi bildirir. geldiğini 'onun geldiği' demektir; ileriye dönük karşılığı geleceğini ise 'onun geleceği' demektir. İkisi de aynı iyeliği ve aynı durumu alır; yalnızca adlaştırıcı değişir, iç tümcenin çoktan bir olgu mu yoksa hâlâ beklenen mi olduğuna göre.
- -dik cümlesi hangi durumu alır?
- Tıpkı sıradan bir ad nesnesinde olacağı gibi, ana fiilin yönettiği durumu. Olgu fiillerinin çoğu belirtme durumunu alır, bu yüzden cümle onunla kapanır: geç kaldığımı fark ettim. Yönelme durumunu yöneten sevinmek gibi bir fiil ise cümleyi yönelmeye çeker: geldiğine sevindim. Üçüncü kişi iyeliğinden sonra durumun önünde bir yardımcı -n- belirir ve geldiğini ile geldiğine gibi biçimler verir.